Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 611. maddesi ve devamında düzenlenen; bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının ise bir malvarlığını veya bazı mallarını ona devretme borcunu üstlendiği ivazlı (karşılıklı) bir sözleşmedir.
Bu sözleşmeye dayalı tapu iptal ve tescil davaları genellikle iki sebeple açılır:
-
Bakım borçlusunun edimini yerine getirmemesi.
-
Muvazaa (Muris muvazaası): Miras bırakanın aslında taşınmazı bağışlamak istediği halde, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla bu sözleşmeyi yapmış gibi görünmesi.
Aşağıda, bu davaların hukuki niteliği ve yargılama süreci detaylandırılmıştır.
1. Davanın Niteliği ve İspat Külfeti
Bu davalar, kural olarak ayni hakka ilişkin davalardır. Davanın temelini, sözleşmenin geçerliliği veya sözleşmeden doğan borçların ifa edilip edilmediği oluşturur.
-
İspat Külfeti: Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, her bir taraf hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
-
Davacı (Bakım Alacaklısı/Mirasçı): Bakım borcunun yerine getirilmediğini veya sözleşmenin muvazaalı (mirasçıdan mal kaçırma amaçlı) olduğunu ispatlamalıdır.
-
Davalı (Bakım Borçlusu): Sözleşmenin şekil şartlarına uygun olduğunu ve bakım borcunu eksiksiz yerine getirdiğini ispatlamaya çalışır.
-
2. Yazılı Belge Şartı ve Geçerlilik Koşulu
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, kanun gereği resmi şekil şartına tabidir.
-
Resmi Şekil: Sözleşmenin mutlaka noterde düzenleme şeklinde veya tapu sicil müdürü huzurunda yapılması gerekir.
-
İstisna: Eğer sözleşme usulüne uygun yapılmamışsa, “şekil eksikliği” nedeniyle geçersizdir ve bu durum tapu iptal nedenidir.
3. Mahkeme Tarafından Yapılması Gereken Tespitler
Mahkeme, davanın türüne göre (bakım borcunun ihlali veya muvazaa) şu hususları öncelikle inceler:
-
Miras Bırakanın İradesinin Tespiti: Mahkeme, murisin (ölen kişinin) gerçek amacının “bakılmak” mı yoksa “belirli mirasçılara mal aktarmak” mı olduğunu araştırır.
-
Murisin sözleşme tarihindeki sağlık durumu.
-
Maddi durumunun bakıma muhtaç olup olmadığı.
-
Aile içi ilişkiler ve davalı ile olan yakınlık derecesi.
- Temlik edilen malın tüm mamelekine oranı.
-
-
Sözleşmenin İfası: Bakım borçlusunun, murisin beslenmesi, giyimi, barınması ve hastalık durumunda tedavisi ile ilgilenip ilgilenmediği belirlenir.
4. Toplanması Gereken Deliller
Yargılama aşamasında mahkemece toplanacak ve taraflarca sunulacak temel deliller şunlardır:
5. Davacı Tarafından Yapılması Gerekenler
Davacının davasını ispatlaması için şu stratejik adımları izlemesi gerekir:
-
Bakımsızlık İddiası Varsa: Murisin son zamanlarında kimin yanında kaldığına, hastane kayıtlarında refakatçi olarak kimin göründüğüne ve cenaze giderlerinin kim tarafından karşılandığına dair belgeler sunulmalıdır.Ancak burada önemle belirtmek gerekir ki bakım alacaklısı tarafından sağlığında bakılmadığı iddiasına dayalı sözleşmenin feshi davası açılmadığı takdirde ölümü sonrasında mirasçıları tarafından bu hakkın ileri sürülme şansı yoktur.Sözleşmenin bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla feshini isteme hakkı bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir haktır.
-
Muvazaa İddiası Varsa: Taşınmazın devir tarihindeki değeri ile murisin o tarihteki malvarlığı arasındaki orantısızlık vurgulanmalıdır. Eğer murisin bakıma ihtiyacı yoksa ve malvarlığının büyük kısmını tek bir kişiye devretmişse bu, muvazaanın güçlü bir karinesidir. Günümüz şartlarında muris tarafından mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak miras bırakanın tek mal varlığını ölünceye kadar bakma sözleşmesine konu ettiği, gerçek bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi olsa idi, bunun pay devri yoluyla da sağlanabilecekken, miras bırakanın taşınmazın tamamını sözleşmeyle mirasçılarından sadece bir tanesine verdiği, işlemin makul sınırı aştığı, miras bırakanın bakımını temin etmek amacıyla değil, davalı oğlu yada kızı yararına mal kaçırmak iradesiyle hareket ettiği kabul edilmektedir.Bu durumlarda sözleşmenin ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muris muvazaası nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
6. Yargılama Aşamaları (Özet)
-
Dava Dileçesi ve Cevap Süreci: Tarafların iddia ve savunmalarını sunması.
-
Ön İnceleme: Dava şartlarının kontrolü ve uyuşmazlık noktalarının belirlenmesi.
-
Tahkikat: Delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve keşif/bilirkişi işlemleri.
-
Hüküm: Mahkemenin, toplanan deliller ışığında tapunun iptaline veya davanın reddine karar vermesi.
Önemli Not: Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı davalar, aile içi dengeleri ve teknik hukuki detayları barındırdığından, sürecin bir avukat marifetiyle yürütülmesi hak kaybına uğramamanız açısından kritiktir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davaları, davanın muris (bakım alacaklısı) sağ iken bizzat kendisi tarafından açılması ile murisin vefatından sonra mirasçıları tarafından açılması durumunda farklı hukuki zeminlere oturur.
Sizin durumunuzda davanın niteliği ve ispat araçları şu şekilde derinleşmektedir:
7. Muris (Bakım Alacaklısı) Sağ İken Açılan Davalar
Eğer bakılan kişi henüz hayattayken davayı açmışsa, temel iddia genellikle **”Bakım Borcunun İhlali”**dir.
-
Davanın Niteliği: Sözleşmeden doğan borcun ifa edilmemesi nedeniyle “sözleşmenin feshi” ve buna bağlı “tapu iptali” davasıdır.
-
Mahkemenin Tespiti: Mahkeme, bakım borçlusunun (evlat, akraba vb.), murisin barınma, beslenme, giyim ve tedavi gibi temel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığını inceler.
-
İspat Külfeti: Bakım borçlusu, sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispatlamalıdır.
-
Önemli Husus: Murisin sağlığında açtığı dava devam ederken vefat etmesi durumunda, mirasçılar davayı takip edebilirler.
8. Murisin Vefatından Sonra Mirasçılar Tarafından Açılan Davalar
Mirasçılar tarafından açılan davalar genellikle iki ana başlıkta toplanır:
A) Muris Muvazaası (Mirasçıdan Mal Kaçırma Niyeti)
Mirasçıların en sık başvurduğu yoldur. İddia şudur: “Muris aslında bakılmak için değil, sadece bu malı belirli bir kişiye devretmek (bağışlamak) için bu sözleşmeyi yaptı.”
-
Davanın Niteliği: Danışıklı işlem (muvazaa) nedeniyle tapu kaydının yolsuz tescil olduğunun tespiti ve iptali davasıdır.
-
Mahkemenin “İrade” Tespitleri:
-
Murisin İhtiyacı: Murisin devir tarihindeki yaşı, sağlık durumu ve mali gücü nasıldı? (Örneğin; muris zaten çok zenginse ve bakıma muhtaç değilse, bu sözleşmeyi yapması muvazaa belirtisidir).
-
Davalının Alım Gücü: Bakım borçlusu bu yükümlülüğü yerine getirebilecek durumda mıydı?
-
Makul Sebep: Murisin diğer mirasçılarla arası bozuk muydu? Sadece bir mirasçıya tüm malvarlığını mı devretti?
-
-
İspat: Davacı mirasçılar, murisin asıl niyetinin bağış olduğunu tanık beyanları, aile içi mesajlar/mektuplar ve murisin devir tarihindeki yaşam koşulları ile ispatlamalıdır.
B) Sözleşmenin Feshini İstemek (Bakım Borcunun Yerine Getirilmemesi)
Mirasçılar, murisin sağlığında bakımın yapılmadığını ileri sürerek sözleşmeyi feshedebilirler mi?
-
Hukuki Kural: Eğer muris sağlığında bakılmadığı halde buna ses çıkarmamışsa (sözleşmeyi feshetmemişse), mirasçılar murisin bu durumu kabul ettiğini varsayarak vefatından sonra sadece “bakılmama” gerekçesiyle dava açamazlar.
-
İstisna: Muris sağlığında fesih iradesini ortaya koymuş (örneğin ihtarname çekmiş veya dava açmış) ancak vefat etmişse mirasçılar devam edebilir.
9. Toplanması Gereken Kritik Deliller ve Belgeler
Mahkemenin hükmüne esas teşkil edecek delil listesi:
-
Resmi Senet ve Akdi Tablo: Tapu müdürlüğünden sözleşmenin aslı getirtilir. (Resmi şekilde yapılmayan sözleşmeler geçersizdir).
-
Mirasçılık Belgesi (Veraset İlamı): Davacıların hak sahipliğini ispatı için.
-
Hizmet Kayıtları ve Sosyal İnceleme: Murisin son yıllarında kiminle yaşadığına dair muhtarlık kayıtları ve kolluk (polis/jandarma) araştırması.
-
Bilirkişi Raporu: Taşınmazın devir tarihindeki değeri ile bakım borcunun ekonomik değerinin karşılaştırılması (Edimler arası aşırı dengesizlik muvazaa belirtisidir).
-
Tanıklar: Komşular, akrabalar ve murisin yakın çevresi. (Murisin “falancaya mal bırakmayacağım” gibi beyanları varsa tanıkla ispatlanabilir).
10. Yazılı Belge Şartı
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu m. 612 gereği noterde düzenleme şeklinde veya tapu müdürlüğünde resmi senetle yapılmadığı sürece geçersizdir. Adi yazılı (kendi aralarında imzaladıkları) belge ile taşınmaz devri yapılamaz; yapılmışsa bu doğrudan iptal sebebidir.
Özetle; Mirasçı olarak bu davayı açıyorsanız, mahkemeyi “murisin gerçek amacının bakılmak olmadığına, sadece diğer mirasçılardan mal kaçırmak istediğine” ilişkin iddianızı tanık dahil diğer yan deliller ile desteklemeniz davanın kazanılmasındaki en önemli unsurdur.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptal davalarında, yargılamanın seyrini belirleyen en kritik aşama “Murisin gerçek iradesinin” ne olduğunun somut verilerle ortaya konulmasıdır.
Bu noktada mahkemenin ve tarafların (özellikle davacı mirasçıların) üzerinde durması gereken teknik detayları şu başlıklarla derinleştirebiliriz:
11. Mahkemenin “Murisin İradesini” Belirlemede Kullandığı 5 Temel Kriter
Yargıtay içtihatlarına göre hakim, murisin niyetini okumak için şu soruların cevabını dosyada arar:
-
Yaşam Koşulları ve Maddi Durum: Muris, taşınmazı devrettiği tarihte bu taşınmazdan gelecek gelire veya bakıma gerçekten muhtaç mıydı? Eğer muris zaten emekli maaşı olan, bankada parası bulunan ve kendi işini görebilen biriyse, “bakılma ihtiyacı” şüpheli hale gelir.
-
Mal Varlığının Oranı: Muris, tüm mal varlığını mı devretti yoksa makul bir kısmını mı? Tüm mal varlığını tek bir kişiye devredip diğer mirasçıları tamamen mahrum bırakması, “mal kaçırma kastı”na (muvazaa) işaret eder.
-
Aile İçi İlişkiler: Devir yapılmadan hemen önce veya o dönemde mirasçılar arasında bir küslük, çatışma veya dava var mıydı?
-
Alıcının (Bakım Borçlusunun) Durumu: Sözleşme yapılan kişi (genelde evlatlardan biri), murise bakabilecek fiziksel ve maddi imkana sahip miydi?
-
Makul Sebep: Neden diğer mirasçılar değil de sadece bu kişiyle sözleşme yapıldı? (Örneğin; diğer evlatlar yurt dışındaysa veya murisle ilgilenmiyorsa bu devir “makul” görülebilir).
12. Davacı Mirasçıların İspat Stratejisi
Davacı olarak davanızı ispatlamak için sadece “benim hakkım yendi” demeniz yeterli değildir. Şu somut olguları mahkemeye sunmalısınız:
-
Gizli Bağış İddiası: Görünürdeki işlemin ölünceye kadar bakma sözleşmesi olduğunu ancak gerçekte hiçbir bakım hizmeti verilmediğini, amacın karşılıksız devir (bağış) olduğunu ispatlamalısınız.
-
Fiili Durumun Tespiti: Murisin son günlerinde hastanede kimin yanında kaldığı, ilaçlarını kimin aldığı, cenaze masraflarını kimin ödediği gibi hususlar “fiili bakımın” kim tarafından yapıldığını gösterir. Eğer bakımı davalı değil de başka bir mirasçı veya ücretli bir bakıcı yapmışsa, sözleşmenin sahteliği (muvazaa) güçlenir.
13. Delillerin Toplanmasında Teknik Ayrıntılar
Mahkemeden mutlaka şu taleplerde bulunulmalıdır:
-
Murisin Sağlık Kayıtları (Nabız/e-Nabız): Devir tarihindeki hastalıklarının tespiti. (Çok ağır hasta birinin “bakılma” umuduyla mı yoksa “ölmeden malı devretme” amacıyla mı hareket ettiği buradan anlaşılabilir).
-
Ekonomik ve Sosyal Durum Araştırması (SED): Tarafların gelirlerinin tespiti için kolluk araştırması istenir.
-
Keşif ve Bilirkişi: Taşınmazın devir tarihindeki değeri ile güncel değeri belirlenir. Aradaki aşırı fark, bağış iradesine delil kabul edilebilir.
14. İspat Külfeti ve Yazılı Belgeye Karşı Tanık
Normalde “senetle ispat” kuralı gereği, yazılı bir belgeye karşı tanık dinletilmesi zordur. Ancak muris muvazaası (mirasçıdan mal kaçırma) davalarında bir istisna vardır:
-
Davacı mirasçılar, işlemin tarafı değil “üçüncü kişi” sayıldıkları için, muvazaa iddiasını her türlü delille ve tanıkla ispat edebilirler. Yani noter senedine karşı tanık dinletebilirsiniz.
Taşınmazın murisin (miras bırakanın) en değerli malı olması, “Muris Muvazaası” (mirasçıdan mal kaçırma) iddialarında davanın gidişatını değiştiren en güçlü karinelerden biridir. Yargıtay hukuk genel kurullarının ve yerleşik içtihatlarının bu duruma yaklaşımı oldukça nettir.
Bu bilgi ışığında, davanın kazanılmasına yönelik hukuki süreci ve mahkemenin bu noktadaki bakış açısını şu şekilde detaylandırabiliriz:
15. Mahkemenin “En Değerli Taşınmaz” Üzerinden Yapacağı Değerlendirme
Eğer muris, mal varlığının çok büyük bir kısmını veya en değerli parçasını tek bir mirasçıya “ölünceye kadar bakma” karşılığında devretmişse, mahkeme şu mantığı yürütür:
-
Makul Sınırların Aşılması: Bir kişinin bakımını sağlamak için elindeki en değerli varlığı, hatta bazen tek malını devretmesi hayatın olağan akışına (genellikle) aykırı kabul edilir. Murisin bakımı için daha az değerli malları veya taşınmazın sadece kullanım hakkı (intifa) yeterli olabilecekken, mülkiyetin tamamının devri “bakım amacını aşan, mirasçıdan mal kaçırma niyetini gösteren” bir belirti olarak okunur.
16. “Paylaştırma Kastı” mı yoksa “Mal Kaçırma Kastı” mı?
Mahkeme bu aşamada şunu araştıracaktır:
-
Denkleştirme Yapıldı mı? Muris bu değerli taşınmazı bir çocuğuna verirken, diğer çocuklarına da benzer değerde veya makul düzeyde başka mallar (nakit para, başka bir arsa, ev vb.) bıraktı mı?
-
Eğer diğer mirasçılara hiçbir şey bırakılmamış ve tüm zenginlik tek bir kişiye aktarılmışsa, muvazaa (danışıklık) tespiti yapılması çok yüksek ihtimaldir.
-
17. Davacı Olarak Sizin Bu Aşamada Vurgulamanız Gerekenler
Davanın kazanılması için mahkemeye şu iddiaları somut delillerle sunmalısınız:
-
Edimler Arası Aşırı Dengesi: Taşınmazın rayiç bedeli ile murisin bakım ihtiyacı arasındaki uçurumu vurgulayın. (Örneğin: 10 milyon TL’lik bir ev, sadece yemek-barınma gibi hizmetler için devredilemez denilmelidir).
-
Murisin Mali Gücü: Murisin bu taşınmazı devretmeden önce de emekli maaşı, kira geliri veya başka birikimleri olduğunu, dolayısıyla bakılmak için bir taşınmaz satmasına/devretmesine hukuken ve madden gerek olmadığını ispatlayın.
-
Mirasçılar Arası Eşitsizlik: Davalının muris üzerindeki aşırı nüfuzu veya diğer mirasçılarla olan husumeti tanıklarla ortaya koyun.
18. Toplanacak Ek Deliller
-
Tereke Tespiti: Murisin vefat ettiği tarihteki tüm mal varlığının dökümü (banka hesapları dahil) istenmelidir. En değerli taşınmazın devredildiği, tereke toplamıyla kıyaslanarak ispatlanır.
-
Bilirkişi Raporu: Taşınmazın devir tarihindeki “bakım borcu karşılığı” ile “piyasa değeri” arasındaki farkın hesaplanması istenir.
Özetle Dikkat Edilmesi Gereken Nokta:
Bu dava bir “haklılık” davası değil, bir “niyet” davasıdır. Mahkeme, “Davalı murise baktı mı?” sorusundan önce “Muris bu sözleşmeyi yaparken gerçekten bakılmak mı istedi, yoksa diğer evlatlarından mal mı kaçırdı?” sorusuna yanıt arayacaktır.
*Bakım alacaklısının sağlığında bakım borçlusuna karşı açmış olduğu ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davası reddedilmiş ve kesinleşmiş ise mirasçıların sonrasında açmış olduğu muvazaa iddiası dinlenemez.
*Bakım alacaklısında alacaklı olan 3.kişilerde alacaklarını alamadıkları gerekçesi ile sözleşmenin iptalini isteyebilirler.
*Davaya konu taşınmazın tapu iptali ve tescili mümkün değilse terdit ile talep edilen bedel bakımından denkleştirici adelet ilkesi uygulanır.
*Mirasçılar bakım borçlusunun bakım alacaklısına bakmadığı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil davası açamazlar.Bu hak bizzat bakım alacaklısının kendisine aittir.
*Yapılacak yargılama sonucunda Ölünceye Kadar Bakma Akdinin gerçek olduğuna karar verilir ise ivazlı olduğundan bahisle tenkise tabi olmaz.Ancak niyet saklı payları ihlal etmek ise bu takdirde tenkis istenebilir.