Muris muvazaası (mirasçılardan mal kaçırma), uygulamada en sık karşılaşılan hukuk uyuşmazlıklarından biridir. Bu dava türü, bir kimsenin mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla, gerçekte bağışladığı bir taşınmazı tapu sicilinde “satış” veya “ölünceye kadar bakma sözleşmesi” gibi göstermesi durumunda açılır.
Aşağıda, bu davanın niteliği, yargılama süreci ve ispat araçları hukuki çerçevede açıklanmıştır.
1. Davanın Niteliği: Nispi Muvazaa
Muris muvazaası davası, “hukuki muvazaa” nedenine dayalı bir tapu iptal ve tescil davasıdır. Burada görünürdeki işlem (satış), tarafların gerçek iradesine uymadığı için; gizli işlem (bağış) ise şekil şartına (resmi senet) uyulmadığı için geçersizdir.
-
Zamanaşımı: Bu davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden ve işlem baştan itibaren geçersiz sayıldığından herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir.
-
Dava Hakkı: Miras payı zedelenen her mirasçı (saklı payı olsun ya da olmasın), tek başına kendi payı oranında bu davayı açabilir. Terekeye temsilci atanmasına yahut tüm mirasçıların birlikte hareket etmesine gerek bulunmamaktadır.
2. Mahkeme Tarafından Yapılması Gerekenler
Yargılama aşamasında mahkeme, “miras bırakanın asıl iradesini” ortaya çıkarmak amacıyla şu incelemeleri yapmakla yükümlüdür:
-
Taraf Teşkilinin Sağlanması: Tüm ilgililerin davaya dahil edildiği kontrol edilir. Burada davacı miras hakkı zedelenenen kişi olduğu gibi davalı olarak da tapu kaydının maliki olarak belirtilmesi gerekmektedir.
-
Tapu Kayıtlarının Celbi: Taşınmazın ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri (el değiştirmeleri) ve resmi senet örnekleri ilgili tapu müdürlüğünden istenir.
-
Keşif ve Bilirkişi İncelemesi: Taşınmazın temlik tarihindeki (devredildiği günkü) gerçek değeri ile tapuda gösterilen satış bedeli arasında fahiş fark olup olmadığı saptanır. Burada belirtilmesi gereken hususlardan birisi ise taşınmazın gerçek değeri ile satış tarihindeki bedelin arasında sadece fahiş farkın bulunması muris muvazaası olgusunu ispatlamaya yeterli değildir.
-
Mali Durum Araştırması: Miras bırakanın (muris) taşınmazı satmaya ihtiyacı olup olmadığı, davalının ise o tarihte bu taşınmazı alacak mali güce sahip olup olmadığı araştırılır. (SED raporu ve banka kayıtları ile).
3. Davacı Tarafından Yapılması Gerekenler (İspat Yükü)
Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, muvazaa iddiasını ispat yükü davacıdadır. Davacı, işlemin gerçek bir satış değil, bağış olduğunu her türlü delille ispatlayabilir.
-
Delillerin Sunulması: Tanık beyanları, aile içi huzursuzluklar, murisin ölümünden kısa süre önce yapılan devirler ve banka kayıtları delil olarak sunulmalıdır.
-
Somutlaştırma: Davacı; murisin mal satmaya ihtiyacı olmadığını, terekenin zenginliğini veya davalının işsiz/gelirsiz olduğunu yahut kendisi ile murisin arasındaki küslük dargınlık gibi sıkıntılar olduğuna ilişkin durumları somut verilerle ortaya koymalıdır.
-
Tanık Dinletme: Muvazaa davalarında “tanık” en önemli delillerden biridir. Aile yapısını ve murisin niyetini bilen kişilerin ifadeleri mahkemece dikkate alınır.
4. Murisin İradesine İlişkin Tespitler
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına (özellikle 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İBK) göre, mahkeme şu 5 temel kritere göre irade tespiti yapar:
| Kriter | Açıklama |
| Ülke ve Yöre Koşulları | Toplumsal gelenekler (örneğin; kız çocuktan mal kaçırıp erkek çocuğa verme eğilimi). |
| Geleneksel Olgu | Murisin aile içindeki tutumları ve belirli bir mirasçıya olan aşırı yakınlığı. |
| Satış İhtiyacı | Murisin paraya ihtiyacı olup olmadığı (hastalık, borç vb. yoksa satış şüphelidir). |
| Alım Gücü | Davalının o tarihteki kazancının taşınmazı almaya yetip yetmediği. |
| Bedel Farkı | Tapudaki bedel ile rayiç bedel arasındaki açık dengesizlik. |
Önemli Not: Mahkeme tarafından yargılama safhasında araştırılacak ve değerlendirilecek olan durum tarafların delilleri toplanarak ve tanıklar dinlenilmek sureti ile murisin iradesinin ortaya çıkartılmasıdır. Murisin yapmış olduğu satış işlemi yada muvazaa olgusunu gizlemek için farklı şekillerde yapılan işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amacı güdüp gütmediği, işlemin yapıldığı tarihte satmasını gerektirecek bir olgunun olup olmadığı, herhangi bir hastalık hali yahut paraya ihtiyacına ilişkin bir durumun olup olmadığının ortaya çıkarılması gerekmektedir.
Muris, sağlığında tüm mirasçılarını kapsayan ve kendisi ile mirasçılarının imzasını taşıyan miras taksim sözleşmesi şeklinde bir belge düzenlemiş ise (evlatları arasında adil bir denkleştirme yapmışsa), miktar farkları olsa dahi muvazaadan söz edilemez.Yada vasiyetname şeklinde bir belge düzenlenmiş ise burada muvazaa olgusundan söz edilmesi mümkün değildir.Ancak mirasçıların saklı payının zedelenmesi durumu var ise tenkis davasının konusunu oluşturur.